• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Yenileşme ve Değişme

13.04.2015 05:34
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Bir anı

Sosyal nizam ve cemiyet, insan bedeni gibidir; yenilenir ve değişir.”Yenilenmek”, eskinin yerine yenisini ikame etmek veya eskiyi restore ederek ilk haline döndürmek anlamlarını taşır. Eskiden gömlek yakaları yırtılırdı, terzi bunu ters çevirerek tekrar takardı, böylece gömlek yenilenmiş olurdu. Adıyaman’da bu ayrımı vurgulamak için “tazelemek” kullanılır.”Lan Aboş, üstünü başını ikide bir, yenilon. Annadık da parayı nerden bulon?”gibi. Bir de kahvehane sohbetlerinde bir konuk masaya gelince, otomatik çay ikram edilir. Mazuban, vesileyle çaycıya söyler “çaylarımızı tezele” ve herkese çay gelir. Aradan zaman geçip de bir şey içilmemişse, çaycı yüksek sesle, soru-hal cümlesini söyler:”Baba, çayları tazeloh” ve herkese yeniden çay ikram eder. Bazen da yenileşme, değiştirmeyi de kapsayacak şekilde olur, yani “arabayı yeniledik” gibi.

“Değiştirme” ise, mevcudun yerine “başkasının konulmasıdır”. Aynı mahiyette ve işlevde olduğu gibi, farklı da olabir. Arabayı, evi değiştirince, yenisi öncekinden farklıdır. Personel-işçi değişince, yerini başkası almış ve fakat işlev aynıdır.

 

Dünyayı Değiştiren Devrimler

Dile ilişkin bu giriş, toplumsal yaşamdaki ve siyasal düzendeki “yenileşme” ve “değişme” kavramlarını izah ve farka işaret içindir.

Canlı varlıklar gelişme halindedir. Gelişirken yenilenip değişmektedir. Canlı cansız her varlık için bu böyledir. “İki anı bir olan insan zarardadır” ve her şey her an bir değişme içindedir. Bu değişmeler bazen ani-kapsamlı-zorlu olur. “Zorlu” değişikliğin, muhatabı zora soktuğunu ve aynı zamanda değişmenin zorla icra edildiğini kapsamaktadır.

Fransız devrimi (1789) ile dünya bir değişme moduna girdi. Kanlı ve köklü olduğu için buna “ihtilal” denildi. İmparatorluklar yıkıldı ve ulus-devletler kuruldu. Bunu, Avrupa’daki Sanayi Devrimleri izledi (1828,1848,1871). Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu milletleşme hareketlerine sahne oldu ve Avrupa’daki toprağında “bağımsız devletler” kuruldu.

Bunu, büyük ikinci bir Siyasi Devrim dalgası izledi: Rus Komünist Devrimi (Lenin, 1905-1917) ve Çin Komünist Devrimi (Mao,1934-1948). Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu dağıldı ve önce Anadolu’daki toprakları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu (Mustafa Kemal Paşa,1914-1923) ve devrimler gerçekleştirildi.

Dünyayı şekillendiren bu devrimlerin yankısı ülkemizde bugün de devam etmektedir. Fransız Devriminin yaktığı ateş ülkemizde hala sönmemiştir ve dumanı yükselmektedir. Dolayısıyla, bu sorunlardan, handikaplardan kurtulmak için, sorunları çözüp yeniden “birlik-eşitlik” temelinde ve “sosyal anlaşma” yapmak bugüne kadar mümkün olmadı. Yani iki asırdır Osmanlı-Türkiye, sorunları çözememiş ve “mehter” yürüyüşü ile yola devam etmektedir, hasta atlet koşudadır.

 

Osmanlı Dağılma Sürecinde

Osmanlı İmparatorluğu, topraklarını korumak ve değişen koşullara uyum sağlamak amacıyla, devlet nizamında değişiklikler ve yenilikler yapmaktadır. Bir yanda yeni üniforma içinde, yeni ordular ile şeriat mahkemelerinin yanında “modern hukuka dayalı mahkemeler” kurulmaktadır. Bunun yanında, fende ve sanayide ilerlemek için üniversiteler açılmakta, mevcut ordu modernize edilmektedir. Devlet düzenindeki bu yenileşme ve değiştirme hareketlerine koşut olarak, sosyal yapıda da düzenlemelere gidilmiştir.

İşte 1800’lerden başlayıp günümüze kadar gelen bu süre içinde devlet ve toplum yapımız, yenileşme ve değişme hareketlerine sahne olmuştur ve devam etmektedir. Yonca gibi büyüyen sorunlar, aralıklarla kesilerek/tıraş edilerek günün kurtarılmasına çalışılmaktadır. Bu süreç, sorunu ve sonucu göğüsleyip karar alacak bir siyasi kadronun da olmadığına işaret etmektedir.

Büyük devrimler; sorumluluğu üstlenen insanların cesaretli kararlarıyla oluşur ve bu nedenle onlar önder/rehber olurlar. İslami değişim teorisinde bunun adı “Mehdi-i Muntazır”dır. Biri gelecek, kim ve ne zaman gelecek?

Godot’u bekliyoruz.

 

Tanzimat ve Kurtuluş Döneminde Fikri Akımlar

Yapısı ve sosyal dokusu, inancı kendisine göre Avrupa’dan farklı olan Osmanlı idaresi ve aydınları da çareler arayıp, yönetenlere önerilerde bulundular. Dağılmakta olan Osmanlı İmparatorluğunda “birlik ve asayiş” için üç fikri akım öne çıktı:”Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük”.

“Osmanlı” olmak fikrinde, tüm tebaa için, yani tüm toplumsal unsurların, sınırlar içinde birlikte kalması ve yeni hak verişlerle, birlikte bir düzenlemenin yapılması öneriliyordu. Bunda, kavim, din vurgusu yoktu. Din esasında herkesin hukuku özgündü ve anlaşmazlık halinde Şeriat hükmü uygulanırdı. Batıdaki “Osmanlı Hıristiyanları”nın (gayrı-Müslimler); Sırbistan, Yunanistan’ın ayrı devletler olmasıyla bu teori geçersiz kaldı. Doğuda ise devleti olmayan Hıristiyan Ermeniler kalmıştı.

“İslamcılık” fikrinde, açık olduğu üzere, “anasır-ı İslamiye”nin birlikte kalması esastır. Hıristiyanlar ayrılınca, bu akım daha bir rağbet gördü. Ancak Müslüman olan Arnavutlar, Osmanlıdan ayrılarak devlet oldular. Sonrasında Arabistan’dan ayrılık haber ve hareketleri yükseldi. Çatışmalardan sonra Arap Devletleri de kuruldu.

“Türkçülük” ideolojisi de, bu dönemde vardı ve örgütlendi. Kavim/milliyet esasında bir devlet kurmak isteniyordu. Osmanlıyı “Türkleştirme” fikri denemeleri/önerileri yapılıyor, konu toplantılarda, dergilerde tartışılıyordu. Bu akım, “İttihat ve Terakki” siyasi hareketi olarak örgütlendi, askerlerin katılması ve Bab-ı Ali Darbesiyle (1913) Osmanlı yönetimine elkoydular. Tarih ilerledi, Almanlarla birlik olup I. Cihan harbine girdiler(1914-1918) ve yenilip Osmanlının kalan topraklarının işgaline sebep oldular.

 

Mustafa Kemal Paşa ve Türkiye

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesi/çıkarılması, bir kurtuluş ümidi olarak belirdi. Milli Mücadeleyi yürüten Mustafa Kemal, Türkçülük ve Milliyetçilik (İslami manada) yaparak, Türklerin ve Kürtlerin birlikteliği ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu ve bugünkü sınırları belirlendi.

Mustafa Kemal Paşa, Türk unsuruna dayalı bir devlet oluşturmak üzere çeşitli düzenlemelerde bulundu. Osmanlı devlet yapısını değiştirdi, devrim kanunları ve Tek Parti yönetimi ile vicdanları kanatan hareketler de vuku buldu. Daha sonra bir dizi direnmeler ve kırımlar yaşandı. “Herkes Türk’tür” denilince ve böyle olması için yasalar yapılıp yürürlüğe konulunca, sosyal gerçeğe aykırı olan bu uygulamaya karşı, direnişler, mağduriyetler oldu ve halen de devam etmektedir.

Toplumsal dokuyu oluşturan ve Müslüman kavimler arasında fert ve toplum olarak eşitlik hakkı veren “İslamiyet”, devletin esası olmaktan çıkarıldı. Bir grup “Türkçü”nün öncülüğünde ve yönetiminde devlet örgütlendi. Sürgün ve kıtaller, direnişlerle “Kürt Sorunu” çözülmedi. İslamiyet harcına alternatif olarak geliştirilen “vatandaşlık” ideolojisi de başarılı olamadı. Çünkü “vatandaş, Türkçe konuş!”, Türkçe konuş, uzun (süre) görüş!” denildi.

 

Cumhuriyet Artık Demokratikleşecek

Son otuz yıldır bunun mücadelesi devam etmektedir ve müzakere dahi henüz başlamamıştır. Bu süre içinde, Hükümet olan birçok Heyet de, bu yükün altından kalkamadı. 2001’den beri tek başına iktidar olan AKP, bir asırdır sürdürülen siyasetlerin açmazlarını görerek ve yaşayarak, bir "çözüm/müzakere" noktasına gelmiştir. Eskiye nazaran birçok yasak kırılmış ve kaldırılmıştır, ama yetersiz kalmaktadır, Kürt sorununu siyasi ikbal aracı olarak kullanmaktadır, idari ve yasal düzenlemelerle normalleşecek birçok yasak, pazarlık konusu yapılmaktadır.

“Eşit vatandaşlık” isteğinin gerçekleşmediğini gören AKP iktidarı, sistemde çok ve gerekli bir değişiklik yapmadan, “İslamiyet kardeşliği” içinde sorunu bildiği gibi çözmek gayretindedir. Bu nedenle uzun süredir resmiyette ve politikalarda “İslamiyet” ve “Osmanlı” vurgusu yapılmaktadır. Bir süre de bununla geçecektir. Ya sonrası?

“Hele görelim Mevlâm ne’yler? Ne’ylerse güzel eyler”.

Selam ve saygı ile…

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim