• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Yer titredi, gök ağladı

17.09.2015 06:00
Mahmut KORKMAZ / Yazar

Mahmut KORKMAZ / Yazar

YER TİTREDİ, GÖK AĞLADI!

Söz; kem ağızlarda kurşun gibidir. 

Söz; gönül ehlinin dilinde gül gibidir.

Sözünü bilene gönül adamı denir.

Sözünü bilmeyene ne denirse yeridir.

Öfke kontrolü sorunu olan adamdan siyasetçi olamaz. Atalarımız "laf dokuz boğumdur, ölçe tartıla kullanıla" demişler.

Hüseyin Sözlü MHP Adana Büyükşehir belediye başkanı. Konuşmaları ile ortalığı kırıp dökmeye son surat devam ediyor.

En son konuşmasında şehit cenazelerinde bulunan imamlara verip veriştirmiş. Gereğinden fazla imam katılıyormuş şehit cenazelerine. Beyimiz kaç adet imamı yeterli buluyorsa beyan buyursun ve meri yerine geldin. İmamların varlığından rahatsız olan bir MHP'li belediye başkanı gördük ya, kıyamet yakın demek ki?

Bundan rahatsız olmasını anlamak mümkün değil. Cenaze namazlarında, cami avlularında, mezar başlarında hizmet doğal olarak imamlara düşmektedir. 'Talimatlı din adamları' olarak tanımlamak zaten iç dünyasını ele vermektedir. Sözlü; imamların cenaze adabı konusunda cemaate bilgi vermesinden de çok gocunuyormuş. Ne yapacak imamlar cenaze namazında kendi gibi sağa sola ölçüsüz sallamalar mı yapacak? İmamlığın gereği bu zaten. Dinin kural ve kaidelerini cemaatle paylaşmak.

Sözlü belediye başkanlığına kendini çok kaptırmış olmalı ki, bulunduğu alanlarda kendinden başka konuşlan ve değer gören olduğu zaman rahatsızlık duyuyor.

Bir nevi kıskançlık işte.

Aslında işin aslı bu kadar basit değil.

Sözlü; şehit cenazelerinin tam bir siyasal şov olarak kullanılmasını istiyor. Buna engel olabilecek bütün davranışlara büyük öfke duyuyor.

İmamların sükunet ve adab tavsiye etmesinden de bunun için rahatsız oluyor. 

Zaten talimatlı imamlar vurgusu bunu açıkça göstermektedir.

Tabi Sözlü Cuma namazlarında arkasında kıldığı imamların da talimatlı(!) imamlardan olduğunun farkında değil. Cuma namazında cemaate akıl vererek talimat aldıkları yere hizmet ettiklerinin de farkında değil.

Buraya kadar bir nebze eleştiri hakkı olarak görmek hadi mümkün diyelim.

Şunları asla kabul etmek mümkün değil.

Gevşek din adamı, bu ne biçim basit ve yakışıksız bir ifade. Gevşeklik konusunu ikide bir gündeme getirmek, argonunda alt seviyesinde tanımlamalarla insanları kategorize etmek milliyetçi bir adamın ağzına hiç yakışmamaktadır.

Adana gibi saygın şehrin belediye başkanının küfürbaz Jağo olarak nam salmasına gönlüm razı olmamaktadır.

İşin en vahim tarafı ise şu, kendine cevap veremeyecek durumda olan insanlara verip veriştirmesi.

Seyit Rıza, Şeyh Sait, İskilipli Atıf Hoca için 'Kancık ve kalleş' tanımını kullanması.

Kancık ne ya. Allah’tan kork, kuldan utan. Onları dar ağacına yollayanlar bile, en azılı nefret edenler bile bu yakıştırmayı kullanmamışlardır.

Bu çirkin ve yakışıksız ifadeler yeri, göğü inletmiştir.

İsmi geçenler kurtuluş savaşında devletinin yanında olmuşlardır. Sonuna kadar vatan müdafaası için çalışmışlardır.

Örnek gösterdiği Mehmet Akif Ersoy'la işgalcilerin hedefine doğrulan bir namluda sırt sırta yatan kurşun olmuşlardır.

Zaten makam sahibi, güç sahibi olup ta bilmediğinin farkında olmamak çok tehlikeli bir haldir.

Sen kalleş ve kancık dediğin adamların huzuru mahşerde yüzlerine nasıl bakacaksın?

İçinden geldiğini söylediğin Ülkü Ocaklarının kitaplıklarında mutlaka Üstat Necip Fazıl'ın kitapları bulunmaktadır.

Eskiden bulunmaktaydı.

Yoksa da bir kitapçıdan, Son devrin din mazlumları adlı kitabı aldır. Ve oku. Öğren bakalım İskilipli Atıf Hoca nasıl bir kahramanmış.

Gönülleri incittin, yazık oldu.

Kalleş ve kancık dediğin, gevşek dediğin adamlarla aynı terazide tartılman mümkün değil.

Üstelik bu yaklaşım tarzı milli ve manevi değerlere inanan milyonlarca ülkücüyü yaralamıştır.

Seyit Rıza'ya söverek Alevilerin simge mazlum değerine ağır hakaret ettin.

Şeyh Sait dindarlara küfretmiş oldun.

İskilipli Atıf Hocaya küfrederek inancı için daracağına gülümseyerek giden bir yiğide küfretmiş oldun.

Bu üç isimde bulunmayan tek özellik kalleşlik ve ruhsuzluktur.

Bu üç isim inançları için, milletin birliği için, kardeşlik için ölüme mendil sallayan yiğitlerdir.

Bu millet bunca tezgah, tuzak ve ırkçılığa rağmen birbirinin boynuna sarılmıyorlarsa, iç savaş çıkmıyorsa bu üç isim ve onlara benzeyen insanların mirası yüzündendir.

Yazık oldu, bu sözlere hiç gerek yoktu.

Bilgisizlikte ısrar etmemek lazım.

Yılmaz Güney için methiyeler düzerken Seyit Rıza'ya, Şeyh Said'e, İskilipli Atıf Hocaya küfretmen yaman bir çelişki olmuştur.

Laf dokuz boğum demiş atalarımız.

Ölçmek tartmak, değerlendirmek ve sonra konuşmak lazım.

Bir de Allahtan korkmak lazım.

Konuşurken.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim