• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Yerde ateş var, gökte duman: fırtına yaman

11.07.2015 08:48
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

 

 

Bugün için dünyada ve özellikle Ortadoğu’da olup bitenler bilinmedik şeyler değildir.

Yerde ateş ve ölüm, gökte duman var. Varillerden, insansız hava araçlarından, top ve füzelerden, makineli ve mitralyözlerden yağıyor ölüm. Her yerde kan, viran olmuş evler, şehirler ve bir mezara dönmüş yerleşme birimleri. Kobani; insanlık onuru,  başkaldırmış mezarından/ kan deryasından, kemikleri üstünde duruyor, çevreyi, süreci gözlüyor. Kadınlar, kızlar mezatta, İslam adına kesilen kafalar. Cehalet adetlerinin ivmesi artmış yeniden.

Bunu bir plan bilip sürdürüyor sömüren. Kısır menfaatler yüzünden, insanlar boğaz-boğaza. Açlık ve sefalet yürek yakıyor.

Bir şey gelmeli elden, bir şey!

Dünya egemenleri ve özellikle ABD için; her şey daha önceden, on seneden beridir planlanmış, uluslar arası toplantılarda tartışılıp karara bağlanmış. Ekonomik kaynaklar ayrılmış, yürütecek insan kaynakları, strateji-Proje ve Planları hazırlanmış, askeri ortaklıklar kurulmuş ve olaylar için düğmeye basılmıştır.

ABD, 11 Eylül 2001 saldırısını fırsata dönüştürerek (kendisi planlayarak?) Rusya’nın boşalttığı Afganistan’ı işgal etti. NATO’nun güvenlik stratejisini değiştirdi/genişletti ve NATO görevleri içinde ve saha dışındaki operasyonlarda, ortakları katkı sunmağa zorladı. Devletler, asker ve teçhizat gönderdiler. Binlerce Afgan öldürüldü, memleket viran edildi. ABD beklediği sonuca ulaşamadı. Çatışma ve içsavaş devam etmektedir. Bunun yanında Pakistan da bir o kadar zarar gördü.

Birinci Körfez savaşı yetmedi ve ABD İkinci Körfez Savaşı ile Irakı işgal etti. Saddamı devirdi, Kurulan mahkemece asılarak idamına karar verildi ve uygulandı. Irak halkı bölündü, iç savaş gelişti, normal Iraklı Saddam döneminin güvenliğini arar duruma geldi.

Kuzey Afrika’da, Müslüman coğrafyada “Arap Baharı” adıyla yönetimlere karşı isyan hareketleri başladı. Kaddafi devrildi, öldürüldü, Libya parçalandı. Fas, Tunus, Cezayirde olaylar gelişti, yönetenler idareden ayrılıp yurt dışına kaçtılar. Mısırda Mübarek devrildi, Mahkeme edildi, hapsedildi. Müslüman Kardeşler idareyi devraldı, Mursi Cumhurbaşkanı oldu. Genel Kurmay Başkanı onu devirdi, yargıladı ve ölüme mahkûm etti, infaz bekliyor.

Suriye’de muhalifler ayaklandı, iç çatışma başladı, devam ediyor. Irakta ve Suriye’de El-Kaidenin kolları silahlı eylemlere başladılar ve sonunda DAEŞ öne çıktı. Saddamın Sünni Generallerinin katılmasıyla ordulaştı, dünyada kendisine “cihatçı” Müslümanlar katılıyor.

DAEŞ, Irak ve Suriye’de toprak ve şehirler işgal ederek “İslam Devleti” kurduğunu ve “Halifesi”ni ilan etti, ama henüz tanıyan olmadı.

Yemende Şii Hareket (Husi) etkili olmuş, Kral tahtı terk ederek kaçmıştı. Yemenin güneyi şimdi S.Arabistan uçaklarınca bombalanmaktadır. Afrika’da Sudan, Mali ve Moritanya’da iç savaş devam etmektedir.

İddia ediliyor ki Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün, Katarın yardımlarıyla IŞİD bölgede BOP uygulaması için bir koçbaşı olmuş ve bununla bölge devletlerinin 1918lerde (Sykes-Pickot tarafından)   ve sonrasında çizilmiş devlet sınırları belirsiz duruma getirilmiş, milyonlarca insan göç ettirilmiştir. Ölüm, açlık, sefalet, talan, gasp, katliam hep birliktedir.

Bu çatışmalarla bölge insanları, her şeylerini terk ederek başka kıtalara, ülkelere sığınmış, yollarda ölmüş, denizlerde boğulmuştur.

Bütün bunlar olurken, BOP sahipleri; eski silahlarını kullanıp deposunu boşaltmıştır, yenilerini yapmakta, Bölge ülkelerine silahlar satılmaktadır. Ortadoğu Coğrafyasındaki bu çatışmaların hepsi, ABD-AB’nin kontrolündedir. Sorunun yaratılması, geçen taksimat döneminde planmış ve bugün aktif duruma getirilmiştir.

Aradan geçen süre içinde, yerüstü-altı zenginlikleri belirlenmiş ve yeniden değerlendirilip paylaşılmıştır.

BOP sahiplerinin Koalisyonu, şimdi yarattıkları DAEŞ’i kontrol altına almağa çalışmaktadırlar. DAEŞ elindeki şehir ve Rafinelerin ne zaman ve kimler tarafından zapt edileceğine, şehirlerin hangi bölgeye katılacağına onlar karar vermektedir.

Silah-teçhizat desteği vermekle ve havadan bombardımanla, sahaya hâkim olmak mümkün değildir. Bu nedenle, Türkiye askerinin sahaya girmesi istenmişti ve fakat Türkiye bunu kabul etmedi. Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, “BOP Projesinin Eş Başkanı” olduğunu defaatla ilan etmişti.

Ve işte şimdi zamanı geldi, ”yumurta kapıdadır” artık. Vahamet görülüyor ve Türkiye direniyor. Acaba geç mi kalındı? Sınıra asker (her renk kepten), her çeşit top tüfek, füze, zırhlı araç, haberleşme araçları, sağlık ve diğer lojistik malzeme, füze rampaları Suriye sınırının bir kısmına yığıldı, uçaklar nöbet uçuşları yapmaktadır.

Bölge asker kaynıyor, dağ başlarında karakollar ve yollarda kontrol noktaları. Hakkâri/Roboski’de gerilim, sivillere sıkılan kurşunlar, sivil itaatsizlik örnekleri, öldürülen katırlar ve daha önce askeri savaş uçaklarıyla öldürülen 34 can (hiç tutuklu yok), daha dün hırpalanan Milletvekili Ferhat Encü.

İş şirazeden, kontrolden çıkıyor mu?

Hava saldırıları etkin önlem olmakla birlikte, işgal edemediği için karada askere ihtiyaç vardır. Görünen odur ki Kürtler bu görevi yürütmektedirler. Irakta ve Suriye’de Kürtler bütünlük içinde topraklarını savunmakta ve ölmekte, göçe maruz kalmaktadırlar. DAİŞ’in elinde “savaş esiri” kadınlar, Arap Pazarlarında satılmaktadır.

Buna rağmen Kürtler bir “statü” kazanmakta ve birlikte mücadele etmeği geliştirmektedirler. Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırında oluşan bu yeni gelişmelerden, Türkiye rahatsız olmakta ve “her neye mal olursa olsun, Suriye sınırında bir devlet oluşmasına müsamaha göstermiyeceği” bildirilmektedir.

HDP’nin TBMM’deki 80 üyesinin ne yapacakları merak ve yorum konusudur. Kurulacak koalisyonlara, şartlı olarak destek olabileceği veya katılabileceği ifade edilmektedir. AKP, CHP, MHP rejimi muhafaza ve idare etmek isterken HDP revizyon ve demokratikleşmeyi, Kürt Sorununun Çözümünü şart görmektedir.

*

Türkiye’de görevde “emanet hükümet” var. Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümet kurma görevini almış ve Parti ziyaretlerinde, koalisyon turlarındadır. Cumhurbaşkanı siyasi taraf olmuş, eylem ve tercihler buna göredir. Hedefte koalisyon var ama sanki 45 günlük süre doldurulmak isteniyor.

Sonrası, Kasım ortalarında zorunlu erken seçim. Sonuç değişecek mi? Şüpheli. Pehlivanlar güreşe doymuyor. Bu oyun vatandaşı tatmin etmiyor. Üç cepheden (Cumhurbaşkanı, Başbakan, AKP) girişerek, muhtemel illerde ilişkiler geliştirilerek %2-32lük bir oy artışıyla 20 milletvekili daha alıp tek başına iktidar olmak hedeflenmiştir. Bu netameli iç-dış ortamda, halkı buna ikna edecek gerekçeler de bulunmuştur. “Görüldüğü gibi hükümet kurulamamış ve koalisyon da etkili ve yeterli olmayacaktır” sonra da “bal tutan parmağını yalar” denecek.

Türkiye’de hızla gelişmekte olan iç ve dış olaylar, biran önce istikrarı ve birlik içinde bir siyaseti zorunlu kılmaktadır.

  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim