• BIST 77.779
  • Altın 128,210
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 31 °C
  • İzmir : 34 °C
  • Ankara : 30 °C

“Yüksel Mert’ten kimse Kaçamaz!”

24.04.2015 05:00
“Yüksel Mert’ten kimse Kaçamaz!”
Fatih Polat ile televizyonculuk üzerine söyleşi

 

Fatih POLAT, Cumhurbaşkanlarından başbakanlara kadar, gündemin zirvesindeki pek çok isimle sayısız röportaj yapmış, Türkiye'nin gündemini değiştirmiş, okunan, izlenen bir röportajın nasıl olması gerektiğini çok iyi bilen bir isimdir.  Telefon konuşmamızın sonunda Polat,  "abi senden öğrendiğimiz, öğreneceğimiz daha çok şey var" dedi ve ekledi "Yüksel Mert'ten kimse kaçamaz"... Her zamanki gibi keyifli geçen kısa bu telefon sohbetinden sonra medya dünyasının gerçeklerini öğrenmek için İstanbul'a gitmem gerekiyordu.

KAYGAN ZEMİN MEDYA

Medya çok kaygan bir zemindir. Üzerinde durmak, hele de bozulmadan durmak hiç de kolay değildir. İstanbul gibi mega bir metropolde, İster kamera önünde olsun isterse de işin mutfağında özünü yitirmeden kalmak her yiğidin harcı değildir.

İşte Fatih POLAT ile gerçekleştirdiğim bu söyleşide size, hem medya dünyasının bilinmeyenlerini,  hem de bu camianın emekçilerini sizler için kaleme aldım. 

BENCE FATİH POLAT

Aslında Fatih POLAT demek,   medyanın kendisi demektir. Ulusal medyanın kalbinin attığı yer olan İstanbul'da tanıdığım adam gibi adamlardan bir tanesidir. O pek konuşmayı sevmez, sadece işini yapar ve yaptığı bu işi de milyonlarca kişiye izlettirmesini çok iyi bilir.

Bugüne kadar ulusal televizyonlarda izlediğimiz başarılı pek çok haber programı başta olmak üzere sayısız yapımın arkasındaki isim olan Fatih POLAT' la medya dünyasını konuşma fikri Akdeniz Televizyonu'ndaki programımdan çıkıp eve doğru yol alırken aklıma geldi.

Hemen Polat'ı aradım ve "evlat seninle bu kaynayan kazanı konuşmak istiyorum" dedim.  

Her zamanki beyefendiliği "abi bugüne kadar hep ben haber yaptım, hep ben röportaj yaptım ama ben röportajda ne konuşmak gerekir bilmem" dedi. Polat bunları söylerken onun ne kadar mütevazı biri olduğunu bir kez daha gördüm. Çünkü cumhurbaşkanlarından başbakanlara kadar, gündemin zirvesindeki pek çok isimle sayısız röportaj yapmış, Türkiye'nin gündemini değiştirmiş, okunan, izlenen bir röportajın nasıl olması gerektiğini çok iyi bilen bir isimdir. 

Telefon konuşmamızın sonunda Polat,  "abi senden öğrendiğimiz, öğreneceğimiz daha çok şey var" dedi ve ekledi "Yüksel Mert'ten kimse kaçamaz"... Her zamanki gibi keyifli geçen kısa bu telefon sohbetinden sonra medya dünyasının gerçeklerini öğrenmek için İstanbul'a gitmem gerekiyordu.

UÇAKTA!

Her günü dolu dolu geçen bir kişi olarak tüm planlamalarımı yaptım ve İstanbul'a uçmak için havalimanının yolunu tuttum. Saat 18.00'deki uçağa bindiğimde her zamanki fobim yine beni bırakmadı. Bilenler bilir ben uçaktan az da olsa korkarım. Yağmurlu ve soğuk bir İstanbul beni bekliyordu. Bir saati aşan bir yolculuktan sonra nihayet uçağın tekerlekleri Atatürk Havalimanı'nın pistine değdi. Arka koltukta oturduğum için uçağın kapısı açılınca ilk inenlerden oldum. Adana'nın sıcak havasından sonra yüzüme vuran İstanbul'un soğuğu beni titretti.

SOĞUK ŞEHİR İSTANBUL

Ne zaman İstanbul'a gelsem bu kentin büyüklüğünden ürkmüşümdür. Daha havalimanında bile hayatın burada çok hızlı ve kolay olmadığını anlıyorum. Herkes bir koşuşturma içinde, mekanik bir hayat yaşıyorlar gibi. İnsanların yüzüne ilk bakışta gerginliklerini, bireyselliklerini anlıyorsunuz. Kısacası havası gibi insanları da soğuk geldi bana.   

Havalimanının kapısında beni bekleyen Fatih Polat'la buluşmamız tüm bu soğukluğu giderdi. Samimi ve içten bir adam nasıl olursa işte Fatih de öyledir. Yağan yağmurla birlikte İstanbul'un trafiği adeta keşmekeş olmuştu. Birileri korna çalıyor, birileri otobüse binmeye çalışıyor, taksi bekleyenler, sarmaş dolaş sarılıp yürüyen sevgililer, yürürken cep telefonuyla bir şeyler yazmaya çalışanlar ilk bakışta gözüme çarpan manzaralar oldu.

Adanalı birinin başka bir yerde kebabı beğenmesi zordur ama Fatih öyle bir yere beni götürdü ki bizim buraları aratmadı. Her şey mükemmeldi. Kebaplarımızı yedik, sohbeti derinleştirdik. Sohbetimizin ana konusu tabi ki medyaydı. Aslında bu sohbet sabah yapacağımız röportajın ısınma turlarıydı.

FSM MEDYA!

Sabah Fatih Polat'ın ulusal televizyon kanallarına programlar yaptığı FSM MEDYA adlı şirketinde İstanbul havasında içimizi ısıtan bir çayla başladık röportaja:

YÜKSEL MERT:

-FSM' nin açılımı nedir?

Fatih POLAT:

-Alışkanlık olsa gerek "abi sence ne olabilir?" O sordu. Benim de ilk aklıma gelen

-"Fatih Sultan Mehmet" dedim. Ama tutturamadım. Çünkü FSM'nin açılımı Fatih, Sema ve Mina. Sema eşinin, Mina ise kızının adı. Bunları söylerken hemen ardına da ekledi:

Fatih POLAT

 -"Abi bizim işleri biliyorsun, gece-gündüz çalışmak gerekiyor. O nedenle eşime ve kızıma yeterince zaman ayıramıyorum".

Fatih'in de dediği gibi medya sektöründe bulunanların özel hayatı pek yoktur. Hele de ulusal medyada çalışanların işi daha da zordur. Mesai kavramı yoktur. İş ne zaman biterse herkes evine o zaman gider. Daha doğrusu medyada başarılı olanların mesai kavramı yoktur.

BİR TELEVİZYONCUYLA RÖPORTAJ YAPMAK!

Bir televizyoncunun başka bir televizyoncuyla röportaj yapması hem kolay hem de zor.  Kolay olan tarafı kısa ve öz konuşur. Çünkü neyin yazılması gerektiğini iyi bilir. Kötü olan tarafı ise her sorunun altına gizlenenleri hemen anlar. Nitekim Fatih POLAT da daha 'leb demeden' hemen başladı tıkır tıkır sorularıma yanıt vermeye.

FATİH POLAT KİMDİR?

 İlk sorum "Fatih Polat kimdir" oldu. Fatih'i yakından tanıyanlar bilir hafif bir şekilde gülümseyerek başlar hep konuşmaya. Bu onun karşısındaki insana verdiği pozitif bir enerjidir aslında. 

Fatih POLAT:

- "Ben kendime kısaca dünyaya çalışmak için gelen bir insan diyorum. Neden derseniz günümün en az 14 saati çalışmakla geçiyor. 2 saat de trafik de kalıyorum. Geriye kalıyor 8 saat. Bu zamanda da hem uyuyorum hem de aileme zaman ayırmaya çalışıyorum"

Yüksel MERT:

-Neden Medya?

Fatih POLAT:

-Medyayla ilk tanışmam üniversite sınavını kazandığım yıl oldu. Sonuçlar açıklandığında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü kazandığımı gördüm. Ama nasıl bir dünyanın içine gireceğimden habersizdim. Ama bu dünyayı tanımam çok uzun zaman almadı. Üniversite birinci sınıftan sonra Türkiye'nin ilk özel televizyon kanallarından biri olan HBB'de staja başladım. Haber Merkezi'nde çok değerli insanlardan mesleğe ve hayata dair çok şey öğrendim.

Nitekim orada bir yıl kadar çalıştıktan sonra Kanal 6 televizyonunda kendimi muhabir olarak buldum. Okulumda devam mecburiyeti yoktu. Ders notlarını arkadaşlardan alıyor sınavlara giriyordum. Kanal 6 Haber Merkezi'nde kısa bir süre sonra bu sefer de Star TV'de çalışmaya başladım. "Star TV'de ne yaptınız" diye sorarsanız size 'Sadettin Teksoy' cevabını vermem sanıyorum yeterli. Teksoy Görevde programında muhabir olarak çalıştım.

Yüksel MERT:

-Sadettin Teksoy'un adını duyunca gülmeye başladım. "Beeeen Sadettin Teksoy" diyerek parmağını kameraya doğru uzatan sarı montlu adamı hatırlamayan yoktur. Bir dönemin fenomen ismidir Sevgili Fatih bize Sadettin TEKSOY’lu yıllardan bahset biraz?

Fatih POLAT:

-'Teksoy Görevde' programı sayesinde Türkiye'yi ve dünyayı tanıdım. İnsanları tanıdım. Hayatın anlamının ne olduğunu o yıllarda öğrenmeye başladım. Kimi zaman Anadolu'nun en ücra bir köyünde Ahmet Efendi ile oturduk, onun derdini dinledik, kimi zaman ise on binlerce kilometre uzaklıktaki bir ülkede yaşanan akıl almaz olaylara tanık olduk. Meslek hayatımın en önemli yılları olarak o dönemi görüyorum. Nitekim mesleğimde teveccüh gören, unutamadığım haberlerimi de o yıllarda yapmaya başladım.

REHA MUHTARLI YILLAR

Yüksel MERT

-Teksoy'lu yılların kendisi için çok özel olduğunu belirten Fatih POLAT, meslek hayatında bir televizyon fenomeni olan Reha Muhtar'la da uzun yıllar birlikte çalıştı. Bir zamanlar yayınladığı her haber neredeyse Türkiye'de gündem olan Reha Muhtar'la Show Haber'de görev yapan Polat o yılları da şöyle dile getirdi:

Fatih POLAT:

-"Reha Muhtar'ın haberciliği, tarzı ve haber içerikleri pek çok insan tarafından zamanında çok eleştirilirdi. Ancak konu izlenme oranları, diğer bir adıyla da reytingse Reha Muhtar gibi bir haberci artık zor gelir. 'Kurtlar Sofrası' olan medyada yıllarca bir numara olmak her yayıncının yapacağı iş değildir.

HABER DEHASI

Reha Muhtar yıllarca bir numara olarak reyting listelerinde yer buldu.

Ben de meslek hayatımın en zor ve en başarılı yıllarını Show TV'de Reha Muhtar'la yaşadım. 90 kişilik bir haber merkezinde gece-gündüz haber peşinde koştum. Unutulmayan ve hala konuşulan pek çok habere imza atmak kısmet oldu. Nitekim Show Haber'de görev yapanlar şu an medyada çok başarılı işlere imza atmaya devam ediyor. Reha Muhtar'ı bir haber dehası olarak görüyorum. Sıradan bir haberi bile alıp gündeme oturtacak kadar kıvrak bir zekaya sahiptir Reha Muhtar. Olumlu olduğu kadar olumsuz yanları da vardır tabi ki Muhtar'ın. Reytingin vermiş olduğu baskı onu hırçın bir insan haline getirmişti. Ancak işini doğru yapan ve haber getiren herkese inanılmaz saygı duyardı.

Yüksel MERT:

-SHOW TV'de Reha Muhtar'la uzun yıllar görev yapan Fatih POLAT'ın sonraki meslek durağı STAR TV olmuş. Orada da yine Reha Muhtar'la haber peşinde koşmuş. Star TV'nin Yurt Haber Müdürlüğü'nü yürüten Fatih'in Türkiye'nin hemen hemen her noktasında çok önemli haber bağlantıları hala devam ediyor.

Nitekim röportajımız sırasında ve genelde de hiç susmayan telefonunda bir saat içinde Türkiye'nin 3 ayrı noktasından telefon aldı. Arayan kişilerin hepsi haber için arıyordu.  Bölgelerindeki haberleri Fatih'le paylaştılar.

Sıcakkanlı ve hızlı düşünerek hareket etme özelliği ile dikkat çeken Fatih Polat'ın meslek hayatı gerçekten pek çok anı ve olaylarla dolu. Burada yazsak sanıyorum günlerce bitmez.  20 yıla yakın bir zamandır medya dünyası içinde yer alan FOX TV, HABERTÜRK, KANALTÜRK, KANAL D gibi Türkiye'nin önde gelen yayın kuruluşlarında önemli görevler aldı ve başarılı yapımlara imza attı. Şimdilerde

TV EM VE GERÇEKLER

'Tv em' televizyonuna 2 haber-araştırma ve tartışma programı yapıyor. 'Tv em'in en çok izlenen programı Gerçekler her Perşembe 23:15'te canlı olarak ekrana geliyor. Nitekim ben de bu programın yorumcuları arasındayım. Canlı yayındaki refleksleri, ekrana getirdiği konu ve konuklar gerçekten özgün ve de başarılı. Aynı şekilde ekibinde yer alan isimler de çok tecrübeli televizyoncular. 

Yaklaşık 3 saat süren sohbetimizde ele aldığımız, konuştuğumuz daha pek çok konu var ancak buraya sığacak gibi değil. Polat'a sorduğum son soru ise medyanın gidişatını nasıl buluyorsun? oldu. Polat kısaca şunları ifade etti:

  Fatih POLAT:

- "Dünyada yerel medya hızla güçleniyor. Ülkemizde de yerel medyanın gelişmiş ülkeler kadar olmasa da güçlendiğini gözlemliyorum. İnternet teknolojileri ve de özellikle mobil yayıncılık konusunda dünyada hızlı bir değişim söz konusu. Yerel medya içinde bu teknolojileri kullananlar daha geniş kitlelere sesini duyuruyor ve etkisini artırıyor. Adana'da da meslektaşlarımız önemli işler yapıyor. Daha da yol alacaklarına eminim. Sizin vesilenizle Adana'daki tüm meslektaşlarımıza selam ve sevgilerimizi sunuyorum"

"ŞÜKÜRLER OLSUN"

Misafirperverliği ve kişiliği ile özünden hiçbir zaman ödün vermeyen usta bir televizyoncu olan Fatih Polat'a tıpkı Akdeniz Televizyonu'nda 'Mertçe Söyleşi' adlı programıma katılan konuklarıma sorduğum gibi "mezar taşına ne yazılmasını isterseniz" diye sormadan edemedim.

Önce kahkaha atan Fatih, "abi bu nasıl bir soru" karşılığını verdi. Kısa bir süre düşünen Fatih, 'Şükürler Olsun' yazılmasını isterim dedi.   Bu cevap ilginç geldi bana "neden" dedim. Fatih bakın nasıl cevap verdi: 

Fatih POLAT:

-"Allah'a şükürler olsun çok iyi bir ailem var. Eşim Semanur ve kızım Mina herkesin olduğu gibi benim için de çok kıymetlidir.

İşim gereği ikisini de çok ihmal ediyorum ama bir gün olsun beni üzecek tek kelime etmediler.

Çok şükür ki onlara sahibim. 

Allah'a şükürler olsun ki annem-babam beni dürüst bir adam olarak yetiştirdiler.

 Allah'a şükürler olsun ki işimiz var, elimiz iş tutuyor, Allah'a şükürler olsun ki kimseye muhtaç değiliz.

Şükürler olsun ki bir mezarımız var ve mezar taşımız var.

Üstüne bir şey yazacak mezar taşımızın olması bile şükür gerektirir.

Ne kadar şükretsek o kadar azdır..."

Yüksel MERT:

Teşekkür ederim Fatih POLAT

Fatih POLAT:

-Ben teşekkür ederim Yüksel MERT ağabey..

Yüksel MERT:

-İşinin ehli değerli meslektaşımız Fatih POLAT'la olan röportajımız burada son buldu. Konuştuğumuz daha pek çok şey var ama satırlar buna yetmez. Kendisine ve bu röportajı okuma nezaketi gösteren sizlere teşekkür ediyorum.

   Sağlıcakla kalın...

 

 

 

  

   

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim