- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Yunus kendisini sorgular

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Burhan Toprak[1]; uzun emeklerle, tasavvufi ve felsefi fikirlerle yorumladı, düzenledi Yunus’un Divanını. Odunpazarı Belediyesi yeniden yayınlamış Divanı[2].Bu eseri okumaya devam ediyoruz:
Yunus; kendisini yargılamakta, yaptıklarına mizan tutup değerlendirmekte, eksiğini-artığını hesaplamaktadır. Her insan bunu zaman zaman yapmalı ve gaflet uykusundan uyanmalı; hırsı kini bir yana atıp lütuf ve kerem sahibi olarak yeniden gövdesine konmalıdır.
Bu durumu izcileri de fark eder. Dünün davası bugün çözülmüştür. “Senin dediğin olsun” ile tüm işler barışa verilmiştir. Bilinir ki hepten birisinin istekleri makul düşmeyecektir. Öyle ise, bir ondan-bir bundan ile terazi dengesini bulacaktır. Haklı zalim elinde yavru kuş gibi inlemeyecektir. Molla Kasımlardan hesap sorulacaktır.
Hey benim ömür kuşum, nerde olursan ol, nereye saklanırsan saklan; ecel kuşu arayı kapatır ve canını alır birgün. Bu kesin. Öyle ise doğru söyle ve doğru işle. Budur herşeyin başı ve sonu. Budur huzur ve güvenin yolu. “Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma”. Hak sözü dinlemeli, dünya malına, şanına, makamına, güzelliğine tamah etmemeli. Sabırlı ve kanaatkâr olmasını da bilmeli.
Bu denilenlere delil istersen mezarlıkları görmeli. Ben Şahım-Padişahım, ben Firavn ve Nemrutum diyenler, güzelim deyip salınanlar, yol kesip insan kaçıranlar, mezarlıkları görüp ibret almalı.
Ecel şerbetini içersin, geleni-gideni görmez ve bilmezsin. Eksikler yerli yerinde bir şey yapamazsın. Kesilir dilin, görmez gözün, işitmez kulağın, oynamaz uzvun ve sen yenidünya kapısında beklersin. Yol bilmez, iz sürmez, yardım gelmez bir halde, yaptıklarının ardına düşersin. İyi-kötü yarış halinde seni bir yana çeker ve baskın gelene uyarsın. Ola ki yaptığın iyi şeyler önüne çıksın ve seni rahmete ulaştırsın.
Âşık Yunus nidesin, acep kanda gidesin
Erenler meclisine, girmez olasın bir gün
*
Hak ehline bir gönül verirse, ha demeden hayran olur, dalgası yüksek, umutları rahmani, istekleri insani olur. Cümle yaratılmışların sırrına erer, gözündeki nur ile ve ruhundaki sezgi ile zamanı ve mekânı kat eder, ırak-yakın bir olur, çirkin görmez de hep güzel olur. Gözün nuruyla küçük-büyük hikmetler ayan olur.
Bu gönül, semanın güzelliklerine, ışıklarına sahip olur. Kimi zaman güneş açar, cümleye hayat verir. Geceye bürünür de herşeyin üzerini örter, çirkinlikleri gizler ve iyiye dönüşmesini bekler. Yağmur olur, boran-tufan olur, sel olur olanı perişan eder. Bu hale düşenleri terbiye eder. Bazan ağlar ve bazan güler. Herkese nimeti vardır, esirgemez. Kimine yanlışını göstererek rezil-rüsva eder. Süfli hislerin ardında koşanları, şehvet ve mal düşkünlerine ibret verir. Ağayı-geda eder dilendirir. Paşayı perişan eder süründürür.
Bir kısmet kuşudur, devlet kuşudur, konunca başına seni sultan eder. Rüşvet bilmez, hatır dinlemez, kimseden korkmaz, güzellik görmez, şehvet tanımaz. Böylesine uzak ve toktur herşeye, iyiye, güzele, doğruya koşulsun ister. Bazan yanlışı, tehlikeyi, musibeti örnek ve ibret olsun diye gösterir. Olacakları, müeyyideyi anımsatır, bu komutlarla hak çizgisinde seyre çıkılsın ister.
Bu gönül, ah nicedir? Sırrına sual, keremine sınır olmaz. Düşer bir güzelin endamına, aynasına, sedasına da âlimi, arifi perişan eder. Bağa zeng vurmuştur, ürünün tadı olmaz, üzüm şıraya kesmez. Yaylımı acıdır da bal tadını bulmaz.
Bir dem gelir, süt vermez olur, kısır kalır. Bir dem gelir ikiz doğurur, süt verir. Bir an gelir, gaipten haber verir, ilahi hikmetleri ifşa eder. Sonrasında sorsan, dediklerini tekrarlayamaz. Bu bir demdir gelir geçer.
Bilinir ki her çiçek aynı rayihayı vermez, aynı zamanda açmaz, ömrü de aynı olmaz, dahası her yerde görülmez. Er odur ki çiçekleri tanısın, Hakkın hikmetine ersin.
Yunus bu hal için şöyle demekte;
Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılur
Bir dem girer kibr evine, Fir'avn ile Hâman olur
Hz. İsa’nın mucizesidir; ölmüşleri dirilmiştir, inanmazı imana getirmiştir. İlahi kudret tecelli etmiştir. Daha önce Musa görmek istemişti ve “len terani” denilmişti. Yani “göremezsin”. Senin donanımın buna göre değildir. Sendeki aynı deryadandır ama katredir. Ummanı yutmağa kalkışma, sana sığmaz. Ama ısrar üzerine, bir çalıdan zuhur edince, beden dayanmadı ve yıkıldı. Uyanınca dedi iki “saddaksın ya Rabbi!”
İnanmışlara, hikmeti, kerameti gösterdi İsa. Bu bir “ilahi tecelli”dir, nihayetsiz, müstesna ve taklitsiz. İlahi kudretin beşerde tecellisidir bu. Bunun içindir ki İlah, beşerden uzak değildir. Bu inşan “eşrefi mahlûkat”tır, İlaha vekildir, herşeyin emrinde/hizmetinde olduğu insandır.
Bir de Firavn, Hâman ve Nemrut gibi tagutlar vardır, zalim ve zumlun nişanesi. Bunlar da unutulmazdır, yanlışa örnek. Müstahak olacakları cezaya misaldir bunlar. Böylesi de “esfeli sefilin”dir. Yani “düşkünlerin düşkünü”.
Bir madalyon gibi sunulmuş, özetlenmiştir insanoğlu. İnsanın kalbinde her ikisi de vardır. Şeytani ve Rahmani fikir ve kabiliyetler birliktedir, bunlar yarış halindedir. Kişinin bilinç ve gayretiyle bunlardan birisi kişinin karakterini belirler.
Akıl ve nefis ortak noktalardır, Rahman ve Şeytan bunlarla yapar yuvasını. Akıl rahman olunca; güzel söyler ve iyiye davet eder. Akıl şeytan olunca hırsızlığa, fitne ve fesada, kavga ve savaşa sürükler. Nefis; hizmet ile kontrola alınınca beşer buna süvari olur, atı koşturur. Yok, nefis atını zapt edemezse; şehvetine yenik düşer, mala, servete, makama müptela olur, bencil bir kişiye döner, kimsenin hizmetini görmez, keremi olmaz. Nêtmeli böyle yararsız insanı.
Gönül hallerini anlatıyor Yunus;
Bir dem döner Cebrâil'e, rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur
Sohbet ehli; uysaldır, uyanıktır, sabreder, keşfeder, azdan çoka varır, destur olmazsa konuşmaz, sözün kemini söylemez, söz ve hal çalmaz, malın-varın sahibini söyler, hürmet eder, doğru söyler, sözün vaktini ve muhatabını bilir. Böyle olunca da sohbet kazanı kaynar, kahve öze keser, katresi derman olur.
İşte bu meclise gelip de, nasihat alanlar, erenler divanında hizmet edenlerde bir haller zuhur eder. Günbegün bilgisi, görgüsü, sözleri, dilleri, bakışı, görmesi ve idraki değişir. Elifi-bê’den ayıramayan bu insan, farklı bir hana varmıştır. Burda yükünü indirmiş, bazarı gezmiştir. Alacağını almıştır. İhtiyacından fazla gelirse, muhtaca, uygun olana vermek, istemiştir.
İşbu meclise gelmeyen, anup nasihat almayan
Eliften beyi bilmeyen, okur kişi olur bir gün
İşte bu noktada, Hz. Peygamberde görülen hal zuhur etmiştir. Ama “ikra”(oku) emri gelmemiştir. Çocuk okula gitmemiş ama sohbet halkasında sırrı çözmüştür, okumayı öğrenmiştir.
Evet, “okumak” da hangi okumak? Bu karadan, yazıdan okumaktan ayrıdır. Bu evrenden, kâinattan, mahlûkatın hikmetinden ve sırrından okumaktır. Yaratılmış her nesnede; İlahın, Rabbin sırları ifşa olmaktadır. Eren beşer, işte bunları okumaktadır. Nitekim Hz. Muhammed de “ Allahın izniyle okumuş”tur. Elde bir metin-levha yok ama gönülde Hakkın tecellisi, kâinatta, cemaatta İlahın Ayetleri vardır, yazılıdır, okumasını bilenlere perdesizdir.
Bilen-gören okusun! Kudretine yoktur sınır ve ne yücesin Ya İlahi!
Sen sende iken menzil alınmaz
Bahrî olmadan gevher bulunmaz
Bir olan canlar ayrı dölenmez
Bu haller ve makamlar, verili olmakla birlikte insanların kazançlarıdır. Nasip olması ve varanların koruması dileğiyle herkese selam olsun.
[1] Burhan Ümit Toprak ( 1906 Demirci/ Manisa - 16 Eylül 1967/İstanbul): Türk sanat tarihçisi ve yazar.
Fransa/Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü (1929) bitirdi. Sanayi-i Nefise Mektebi'nde (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) sanat tarihi öğretmeni, aynı kurumda müdür oldu ve müdürlükten ayrılmasına karşın, ders vermeyi sürdürdü.
Eserleri: Çeviri; André Gide'den Dar Kapı (1931), Epiktetos'tan Düşünceler ve Sohbetler (1937), Louis Hourticq'ten Sanat Şaheserleri (1040-41), Gaston Migeon'dan İslam Sanatları (1943)nı Türkçeye çevirdi. Telif; Ballar Balımı Buldum (1940), Sanat Tarihi (1960) . Üç ciltilik Yunus Emre Divanı (1933-34) Fransızcaya da çevrilmiştir.
[2]Yunus Emre: Divan (BurhanToprak), Odunpazarı Belediyesi Yayınları: 3. Eserin sunumunda şöyle denilmektedir:
“Yunusun Eskişehir'e bağlı Sarıköy halkından olduğu hesabıyla Yunus’un bir "Sakarya çocuğu" olduğu inancı vardır. Bu nedenle Yunus Emre’nin, bütün insanlığa hitap eden mısralarındaki derin manaları kavrayabilme çabamızı bu eserle taçlandırıyoruz. Burhan Toprak’ın bu eseri, ilk defa 1933’te Ahmet Halit Kütüphanesi taraşından Burhan Ümit imzasıyla iki cilt halinde basılmıştır. Risale-i Nushiyye ile Niyazi-i Mısrî’nin ve Bursalı İsmail Hakkı’nın incelemelerini içine alan üçüncü cilt 1934’te Burhan Toprak adıyla Akşam Matbaası ve 1960’ta İnkılâp Kitabevi tarafından basılmıştır.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












