- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Yüreğinizin sesine kulak verin!

A.Kadir TUNÇER / Yazar
Duygu ve temennileri tek kelime ile ifade edebilmenin ne denli zor olduğunu sizlerle paylaşmama izin verin..
Sosyolojik tespitleri bir kenara itmenin zorluklarını göz ardı etmeden..
Bireysel ve toplumsal anlamda karşı karşıya kaldığımız tüm süreçlerin ve taşımakla zorunlu olduğumuz “sınav bilinci”ni asla yitirmeden..
İçi su dolu bir kovanın sükûnetini koruduğu bir anda, hafif bir yükseklikten, kovanın odak noktasına küçücük de olsa bırakılan bir taşın oluşturduğu dairesel hareketlilik, kıvrımlı biçimlerden oluşan helezonun ilk halkası, duygularımızı ifade etmeye en yakın kısım gibidir.
Yakıcı ateşin hararetini en iyi hisseden, ona en yakın olanıdır!
Gerek içimizde, içimizdeki kimilerinin en içlerinde, çevremizde, onların da çevresinde, fikir ve ruh dünyamızı çevreleyen çeperin orta yerinde bir türlü söndürülemeyen bir yangın ne kadar da yakıcı..
Bir koşu uzağımızda, uykusuz kalakaldığımız hallerimizin halvet mahallerinde, kuytularımızda saklı tuttuğumuz hazinelerimizi kullanmaktan kaçındığımız cimrilik dolu, ilgisiz ve umursuz dolu anlayışlarımız.
Sadece beden odaklı, ruhsuz bir bakış açımız ve dünya anlayışımız..
Hatalarımızı bırakın minimize edecek bir yaklaşımı, dev dalgalara dönüştürdüğümüz kabullerimiz, başkalarının güdümüne girmiş olan tercihlerimiz bizleri ne hallere düşürmekte?
Öncelikle ruhunu restore etmesi gerekirken; kendisinden habersiz, kendisi enkaza dönüşmüş bir mimar edasındaki gaflet haline ne demeli?
Bir zamanlar baronların sultasından bıkmış insanların, şimdilerde birer baron olma sevdaları, çelişkilerin en daniskası değil de nedir?
Üzgünüm ama; pek çok aydın kesilenlerimizin karanlığa el sallamaları, konjonktürün baş aktörlüğüne, dahası piyonluğuna soyunmaları, müflis vicdanların biteviye artmasının arkasındaki en itici güçlerden biri sayılmaz mı?
Yeri ve zamanı geldiğinde, çekilen onca sıkıntıların müsebbibi konumundaki çileleri çekmemize neden olan ve anlaşılmaktan çok uzak, hiçbir fikir ve anlayışın tanımında yeri bulunamayan vicdansızlığın tarif ve tercümesini kim/ler yapacak?
Aykırı da olsa, toplumun bütün bileşenleri, kendi aralarındaki sorunları çözmede neden bu kadar yöntemsiz ve metodolojiden uzak, bağnaz ve kaba bir tutum içinde olabiliyor?
Kendimizi kontrol edebilir bir hal yerine, sürekli kontrol edilebilen boyutlarda gezinmek gibi bir soruna ne ad vereceğiz?
Kendimize gelme, kendimizi ve bize bizden yakın olanı keşfedememe gibi devasa bir sorunumuz var!
Saymakta ve yazmakta aciz kalacağımız sayısız gerekçeler buraya sığacak gibi değil.
Özü şu ki;
Her ne sebeple olursa olsun; üzerinde yürüdüğü toprağın bir gün altına gireceğini, çiğnediği toprakların bir gün üstüne serpileceğini hesaba katmayanlar, mukadder sonucun en hazin olanına da katlanmak zorunda kalacaklardır..
İşte ben asıl onlara acırım! Çünkü bütün pervasızlıkların arka planında bu mendebur anlayışın yattığını müşahede ettim.
Bırakın başkalarına kapalı tuttuğumuz yüreğimizin kapılarını kendimize bile açmadığımızı, yüreğimizin nazlı ve nazenin inlemelerine kulaklarımızı ve vicdanlarımızı tıkadığımızı ne zaman anlayacağız acaba?
Bir önemli önceliğimiz, başkalarına tutsak ettiğimiz aklımızı özgür bırakarak, yüreğimizin sesini dinlemek olmalıdır!
Sevgi ile kalın
akt
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Tarihe düşen cemre!21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Acziyetimizin resmi!04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Dispepsi!22 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Halk artık “göbeğini kaşımıyor!”09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
- Sorular ve Cevaplar!19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- İronilerimiz!02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Sayın Vali, Sosyal Hizmetler Vakfına neşter atmalı!13 Nisan 2016 Çarşamba 06:00
- Endişeliyim!01 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Türkiye çok olmaya başladı!17 Mart 2016 Perşembe 06:00
- Hâl-i pürmelâl!02 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Yazık değil mi?09 Şubat 2016 Salı 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












