• BIST 77.779
  • Altın 128,096
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 29 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Ankara : 26 °C

Zaim: Sinemamız değer üretme gayretinde değil

30.09.2014 09:16
Zaim: Sinemamız değer üretme gayretinde değil
Zaim: Sinemamız değer üretme gayretinde değil

Türk sinemasında ‘Hiççilik’ hakim

Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü alan ‘Balık’ filminin senaristi ve yönetmeni Derviş Zaim, “Sinemamızda sadece her şeyin boş, beyhude olduğu bir dünyanın temsili yapılıyor” dedi. Zaim, Altın Koza Film Festivali ve Türk sinemasının geleceği ile ilgili Adana Medya’ya yaptığı değerlendirmede önemli konuların altını çizdi. Nihilizmin (Hiççilik-Yokçuluk) Türk sinemasında yaygın ve olumsuz bir etkisi olduğunu düşünen Zaim, bir sinemanın değer üretme gayreti göstermesi gerektiği kanısında.

Avrupa ve Amerika'nın Türk sinemasına yüklediği misyondan ayrıca rahatsızlık duyduğunu belirten Zaim, "Osmanlı'yla ilgili pek çok şeyi belli bir kesim bir süre görmek istemedi. Sinemada da geleneksel olanın ön plana alınmama durumu doğdu. Bu da kendi kaynaklarıyla hasbıhal olamayan ve helalleşemeyen kültürümüzün aleyhine bir durumdur" ifadelerini kullanıyor. Zaim'e göre, sinemada uzun soluklu işler yapmak için "mesele" sahibi olmak gerekiyor. Zaim, Türk sinemasının içinde bulunduğu nihilist savrulmanın kendisini rahatsız ettiğini söylüyor.

Yönetmen Zaim: Türk sineması değer arayışında değil

ADANA MEDYA - 21. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Yönetmen Derviş Zaim, başarısını ve Türk sinemasının geleceğini Adana Medya’ya değerlendirdi. ‘Balık’ filmi ile 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışacak olan Zaim, “Türkiye’nin en önemli kültür-sanat markası ve değerleri arasında gelen Altın Koza’dan ödülle ayrılmak benim için büyük onur oldu” dedi. Altın Koza’nın Türk sinemasına sağladığı katkının tartışmasız olduğunu ifade eden Zaim, “Yeşilçam’ın ilk filmleri Çukurova’da ki pamuk hasılatıyla elde edilen gelirlerle yapılmıştır. O nedenle Türk sinemasının başlangıcı sayılabilecek yapımlarda emeği bulunan Adana, devamı için de etkin bir role ve konuma sahiptir” diye konuştu. . Türk sinemasının içinde bulunduğu nihilist savrulmanın kendisini rahatsız ettiğini aktaran yönetmen, "Sinemanın bir değer üretmesi, hiç olmazsa bir değer arayışı içinde olması gerekir. Bizde ikisi de yok." diyor.

SEYİRCİDE FARKINDALIK YARATMAYA ÇALIŞIYOR

Çektiği filmlerle seyirciye unuttuğu şeyleri hatırlatmaya çalıştığını kaydeden Zaim, "19'uncu yüzyılda bunun aracı edebiyat olabilirdi ama bu yüzyılda bunu sinema ile başarabiliriz. Sinemanın eğlencelik bir yanı olduğuna da inanıyorum elbette. Ancak eğlenceden ibaret olmayan tarafını, en az eğlencelik tarafı kadar önemsiyorum" şeklinde konuşuyor. Ödüllü yönetmen, Kıbrıs meselesini konu edinen yapımlara imza atmasını ise, "Bu konuya bizzat içinde yer alan biri olarak el atmam gerektiğini düşünüyordum. Yapmasaydım bir Türk'ün perspektifiyle yapılması gereken işler eksik kalacaktı. Bunu ahlaki bir görev olarak gördüm" diye değerlendiriyor.

TEK ÖDÜLDEN FAZLASINI HAKETTİ

Balık Filmi’nin En İyi Senaryo dışında ödül alamaması da dikkat çekti. Ödül töreni sonrası düzenlenen kokteylde de jürinin Zaim’i görmezden geldiği konuşuldu. Derviş Zaim'in senaryosunu yazıp yönetmenliğini üstlendiği ‘Balık’ filminde, balıkçılık yaparak yaşamını sürdüren bir ailenin hikayesine tanık olunuyor. Küçük bir sahil kasabasında eşi ve kızıyla birlikte yaşayan ve yöredeki çoğu kişi gibi balıkçılık yaparak geçimini sağlayan Kaya'nın büyük bir sorunu vardır. Kızının bir an önce iyileşebilmesi için elinden geleni yapan Kaya, bir noktadan sonra avlanma yöntemlerini değiştirip doğanın dengesine müdahale etmeye başlar. Yasakları aştığı bu andan itibaren ise doğanın yanı sıra çevresine ve kendi ailesine de geri dönüşü olmayan hasarlar verecektir. Filmin başrollerinde ise Bülent İnal ve Sanem Çelik var.

BALIK FİLMİNİN ALTIN KOZA’DAKİ ÖZELLİĞİ NE OLDU?

Son dönem sinemamızda özellikle festivallerdeki filmlerde bireysel hikayeler izliyoruz. Sıradan insanın buhranları, yalnızlığı, çıkmazları... Bireyin bunaltı hikâyelerini didikleyip duruyorlar. “Balık” filmi bunu kırdı biraz. İnsan ve doğa ilişkisi üzerine ortak bir dert var

TÜRK SİNEMASININ AYAĞINDAKİ BAĞ SİZCE NEDİR?

Yönetmenler değer arayışı çabalarını sinemada göstermiyor. Değer skalası yok. Beyazperdede sadece ve sadece her şeyin boş, beyhude olduğu bir dünyanın temsili yapılıyor, dolayısıyla nihilizmin Türk sinemasında yaygın ve olumsuz bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Oysa bir sinemanın değer üretme gayreti göstermesi gerekir. Aksi halde hem sinema sanatı, hem de o sinemanın içinden çıktığı toplum veya toplulukların hayatı da yoksullaşabilme tehlikesine maruz kalabilir.

NİHİLİZM TÜRK SİNEMASI İÇİN BÜYÜK BİR TEHLİKE DİYEBİLİR MİYİZ?

Nihilizm, Türk sinemasının en büyük belalarından biri... Türk sinemasında böyle bir bataklık var, bu bataklıktan çıkamazlar da... Türkiye’de tartışılması gereken meselelerden biri de toplumsal beğeni ve ilgi. Niçin bu hallere geldik? Niçin nihilist bataklığa girdiler ve bu bataklıktan çıkamıyorlar? Niçin o nihilizmin üzerine Dostoyevski’nin yaptığı gibi başka tuğlalar koyamıyorlar. Konuşulması gereken önemli konular bunlar.

NİÇİN PEKİ?

Çünkü yaşadığımız son 20-30 yıl bizi bu hale getirdi. Ama insan değişen ve değiştirebilen bir varlık. Bunu da değiştirmemiz lazım. Yaşadığımız coğrafyanın bize dayattığı koşullar, karşı karşıya kaldığımız sorunlarla ilgili hikâye ve karakterler çizmek gibi bir niyetim vardı. “Balık” da bunun adına mütevazı bir girişim.

İNSAN-DOĞA İLİŞKİSİNİ ANLATMAYA BİR ÖNCEKİ FİLMİNİZ “DEVİR”LE BAŞLADINIZ. “DEVİR” DOĞAYLA İLGİLİ BİR FARKINDALIK YARATTI MI?

Devir’in seyirci bağlamında şöyle bir şansızlığı oldu. Film, 31 Mayıs Gezi Direnişi’nin başlangıcında gösterime girdi. Şanssız bir tarih. Film, seyirci anlamında güme gitti.

PEKİ SİZ DOĞAYLA İÇ İÇE YAŞAYABİLİYOR MUSUNUZ?

Doğayla yaşayabilmek için film yapıyorum... “Gökyüzündeki bulutları en son ne zaman fark ettiniz?” sorusunu kendinize İstanbul’da yaşadığınız zaman sorarsınız. Üç artı bir mağaralarda yaşadığınız zaman... İşte böyle durumlar belki de o filmleri yapmaya itmiştir beni.

PİYASA İSTEĞİ İLE HAYALLERİNİZ ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ KURDUNUZ?

Dünyanın her yerinde bu tür terslikler olur. Film çekmek adını verdiğimiz Allah’ın cezası iş, terslikleri idare etme sanatıdır. İkisinin arasında yol bulmak gerekiyor. İnsan bir öznedir, değişebilir ve değiştirebilir. Ben de değişebilirim, değiştirebilirim, mesleğim olan sinemacılığımın da bunu bir parçası olarak değiştirme özelliği var, bu nedenle bu filmleri yapıyorum. Doğayı değiştirme derdindeyim ama umutlu değilim.

NEDEN?

Çünkü, sanat bir şeyi hemen değiştirmez, değiştirme ihtimali varsa da bu durum kolay kolay görünmez. Değişim, yavaş ve uzun bir süreçte olur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim