• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

"Zem ve Sahi: Parantez Şiirleri"

25.06.2015 08:56
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Şair Adnan Gül, son şiir kitabı “Zem ve Sahi[1]”yi, “hayatımı temizlemek için başvurduğum şiirlerden umarım bir demet de sizlere nasip olur. Bizi affedecek şiirler adına…” yazarak bana armağan verdi.

Adnan Gül’ün diğer şiir kitaplarını[2], Günümüzde Çukurova’da Şiir ve Şiirde Çukurova[3] adlı antolojik eserimizde ayrıntılı olarak incelemiştim. Şimdi “zem”i okuyor “zelâl” olmasını ve “sahi”deyip anlaşılmasını diliyorum.

        -hakikatmış ucuz olmayan

        bin asırlık inkâr ve yalan

        gerçek, o şaşı nur şimdi

        aşk için bulunmayan

                                  şakirt, s 30

Şiirini ve kendisini anlamak için, kitapları üzerine Adnan Gül ile söyleşiler yapardım. Bu defa da öyle yaptım. Her kitap farklı boyut, içerik ve duygularda olduğu gibi her seferinde dost Gül’ü de farklı görürdüm. Bunları kişiliği için değil, şair davranışı için söylüyorum. Aslında samimi ve sıcak bir insan Adnan Gül. Kişi olarak bilindiği açıklıkta, şair olarak tanımak pek olanaklı olmuyor.

Adnan Gül, uzun bir süreden sonra yayınlıyor yeni bir şiir kitabını. Yazmak için şair; okuyor, geziyor, soruyor ve yaşıyor. Gözlerini kapatıp şiir yazmıyor. Hayal ve umutlarını kendisince damıtıp yazıyor. Zor değil ama çok öz-özenli ve tasarruflu yazıyor. Duygu ve düşüncelerini Arnavut kaldırım taşları gibi diziyor dizelere. Okuyucu da özen ve gayret gösterip okumalı ve bu anahtar sözcükleri birbirine ulayıp, şiirin, keşfin, sırrın tadına varmalı. Hâsılı, Adnan Gül şiirine okuyucu olmak, pek kolay değildir. Ama tadına varılınca da bırakılır değildir.

                              bir ateşin bilemedim kıymetini

bir de gıyabımda üşür atan yüreğin…

yitiğim ne idi buldum sevindim

sus bahçenin gül yerini kırdılar…

               o ki peşleri kallavi ateş, s 15

Arkadaşlarının Adnan Gül şiiri hakkındaki yargıları, kendisince de bilinmekte ve bunu cevaplamaktadır Söyleşi’mizde[4]: Hemen konuya girdi ve yoğunluklu düşünülmüş, kalıba girmiş, sözcükleri seçilmiş cümlelerle şiirinin felsefesini anlatmağa başladı Adnan Gül:

“İlk bendim kalbe (toprak) ayak basan. Yabancıyı bildim, benim olanları tanımadım yeterince. Örneğin Boudlaire’i ezberlettiler, Yunus hem benim hem dışarıda bıraktılar. Bu nedenle bir “utanma kitabıdır bu, Zem ve Sahi”.

“Hayat çok kapsamlı bir serüven, ben ise bir zerreyim ancak, onu anlatırım, parantez içinde. Şiir yazmamın ana nedeni budur. Bu kitapta “daha ağırbaşlı” bir şiir var. Yunusa, Pir Sultana, Mevlana’ya onların dilinden, yaşamsal biçimlerinden seslendim. Yeni kalıpta, üslupta, halk edebiyatında şiirde anlatım biçimi.”

“Sekiz yıllık bir dosya çalışmasıdır bu. Yaşanmışın şiirini yazıyorum. Kurgusal olanı yazmıyorum. Heveslisine yazdım. Okura göre yazmadım, yazamadım.”

“Zem; ahenkli sestir, örneğin zemzeme… Aynı zamanda ironik yergidir. Benim şiir kitaplarım konuludur, tezlidir: İnsan trajik bir varlıktır (Gülde Hüzün). Yaşam bir cezaevi-boya sandığıdır (Dört Köşeli Dünya). Şiir su gibidir, her zaman akar (Önce Bulut Sonra Suyum). İnsanın ekmek trajedisi vardır(Sıcak Vesika). Kendimi yargılıyorum (Zem ve Sahi). Vergili dünyaya geldik. Dolmaktan çok boşalmağa eğik ışığımdaki damla, anladığım kadarıyla. Başkalarını yaşadım ve öldüm. Ben bir parantezi çıkamadım daha, bu nedenle ancak bir zerreyim”.

Zem ve Sahi’de bütün şiirlerin altında ateşkent yazılı, anlamını okuyan verecek/bulacak[5]. Şiirlerin hemen tamamı “parantez” içinde duruyor, birkaçı hariç[6].

Adnan Gülün Zem ve Sahi şiir kitabındaki şiirler bir karışım oluşturmuştur. İmge, konu, üslup bakımından bir karışım. Halk edebiyatından, divan edebiyatından, serbest akımdan, birinci ve ikinci yenilikçilerden, hikmet ve tasavvuftan bir karışım. Sözcükler kopuk, bağımsız ama birlikte okununca dilin lirizmi, şiirin avazı/ahengi çıkıyor ortaya. Okunması, anlaşılması zor bir şiir. Gerçi bu üslup tasavvufta, sofizmde ve Süleyman’ın Neşidelerinde, Zebur’da, İbn Arabî’de vardır. Ama bunların hepsi bir akış içindedir ve açıktır. Bâtıni ibadette de hikmetli deyişler vardır. Bunlar sofinin vukufiyet derecesine göre yorumlanır. Hilmi Yavuz da sofi modern şiir yazmıştır. Tasavvufu bilenin şiiri anlaması ve şairi izlemesi olanaklıdır. A.Gülün şiirinde bu yönde de bir bütünlük içsellik oluşacaktır.

Zem ve Sahi’deki şiir başlıkları şairin ruh ve düşünce dünyası hakkında ipucu vermektedir: teng, halede son gezegen, şakirt, o ki peşleri kallavi ateş, mim semah, tufanı neylerim gayrı sukuttan, devrik cennete kelebek olmak, mazidir herkes kaybeder, hoşgen, zifir beyaz, sin sin, rast, sancı aryacı…(şiirlerden kısa pasajlar metin içine dağıtılmıştır).     

                  avuçları lal,aşkı delal,lakin dünyadır benim evim,

                  kimdir güz aşkımı küçümser,henüz herkes gözyaşı,

                  benim karanlığıma beter

                                           sıcak üzeri ataş s,18

 

cam kelebek çünkü ömür…

çiçek haznesi yalnızlık sulayana

şiirin ihaneti makbuldür…

su götürmesi başka hamurun

mecbur tutulması başka isyana…

                                  ölü şov s,19

Adana Taş-Mekânda, Adnan Gülün Zem ve Sahi için imza günü ve söyleşisi vardı.(25.02.2012).  A.Gül, şiirinin seyri üzerine konuştu. Kalabalık dinleyici kitlesi içinde şairler-dostlar vardı. Espiri ve övgüler oldu ise de eleştiriler sert oldu. Hasta haliyle söyleşiye gelen şair Burhan Mendi, Adnan Gülü kutladı ve sonunda “biraz da bizim için yaz” deyiverdi ve bitirdi. Şair yazar Ali Ozanemre “Adnan, dizeler şairidir. Üst dizeyi alta, alttaki bir dizeyi gövdede bir yere koy fark etmez “dedi. Şiirin bir konuyu anlatması gerekip gerekmediği tartışıldı. Şair Durmuş Ali Özkale,”Adnan Gülün şiiri anlaşılmıyor. Ben okuyorum ama zor anlıyorum veya anlamıyorum. Şiir anlaşılır olmalıdır”dedi. Söyleşi coştu, dalgalandı ve Adnan Gül sözünü söyledi: ”Bu bir özeleştiridir, kendimi astığım yerdir. Benim şiirim, kendime demelerimdir. Okura yazmadım. Kendimle konuşuyorum. Bu icraatın seveni, sevmeyeni olacaktır, baş tacıdır.”

reddet beni iki söz düş badeye

çünkü umut acem aşk tutsak

ateş hasretin beter dini

her tartıdır şaşar manaya vurursak

reddet beni, iki söz düş badeye s,31

 

Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi[7], Adnan Gül ile Zem ve Sahi üzerine yaptığı bir söyleşiyi yayınladı. Bu uzun söyleşi ve açıklamada, şair kendi poetikasını anlatmaktadır. Söyleşisi de şiiri gibi anlamak için çabayı gerektirmektedir: Yergi-gerçek arasında, şiir dönemleri ve tarzları arasında güncel bir köprü inşa etmek istiyor şair. Bunun estetik ve mimarisinin de özenli olmasını ve hem de 13.yy. gidip gelmeği olanaklı kılmasını koşul koyuyor. Değişmiş/adeta yabancılaşmış bir lisan ve hepten farklı bir alfabe ile bu nasıl olacak? Tartışmaya açık bir konu. Bu bir şair önerisi, elbette geçmişten günümüze imge devşirmesi yapacak. Şair 13.yy inmek/varmak isteğindedir. O dönem tarikatların ve şeyhlerin, sultan yönetimlerinin zamanı. Laik ortamda yetişmiş, demokratik deneyimleri yaşamış, o döneme hepten yabancılaşmış, modern dönemin bir şairi, bu özlemleri ne kadar gerçekleştirecek? Aslında bu isteklerle Adnan Gül kendisini, “yabancılaşan aydını” tartışmaktadır. Bunca değişmeden arta ne kaldı? Bunca zamanda neler değişti? Altından çok sular aktı ama köprü aynı. Üstelik bir de 13.yy özlemi. Şairi izleyelim, dervişin keşkülünü görelim. 

Adnan Gül’ün Zem ve Sahi’deki şiirleri, imge ve üslup ve şiirin örgüsü bakımından özeldir, özgündür, yatağını bulacaktır. İştahlı dervişe benziyor, her şeyi birden söylemek istiyor, pir mürşit arıyor. Buluyor, durmuyor, kendi söylüyor. Dinleyenler, okuyanlar zor anlıyor. Ama onun bir şifresi var onu bulanlar, gönül-düşünce dünyasına girip söyleşiyor. Adnan Gül yalnız adam değil, ama farklı şair. Daha nice şiir kitaplarına…

                                                                                                      

***

 

[1] Adnan Gül: Zem ve Sahi, arthsop yayını, İstanbul, 2011, 103 s, 77 şiir.

[2] Adnan Gül: Her Mevsim Gülde Hüzün (1997), Dört Köşeli Dünyam (2000), Önce Bulut Sonra Suyum (2003), Sıcak Vesika (2005).

[3] Dr.Ömer Uluçay: Çukurova’da Şiir Şiirde Çukurova, Gözde Yayını, Adana, 2010, 2 cilt (880-770;1650 s). Adnan Gül: Cilt 1,s 788-826.

[4] Dr.Ömer Uluçay: Şiiri ve şairi anlamak: Adnan Gül ile ”Zem ve Sahi” Üzerine, 21.02.2012, Adana, Çakmak Plaza.

[5] Sadece ilk şiirin altında cehennem/ş.z. buhurdan yazılı. Sordum A.Gül cevapladı:”Şems ve Zaim demektir. Yani okuyan araştıracak.

[6] Parantezi dışı şiirler(belki de gözden kaçmıştır): Haciz kampanyası (s 30),İdam Sofrasında şenlik var(s 58),”Bendi Mahi”(s 91-1o1)

[7] Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi, sayı:17,2012, s.56-58

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim