Ziya Paşa'nın unutulmaz beyitleri

NUSH İLE USLANMAYANLAR VE ZİYA PAŞA…
Ziya Paşa Adana’da görev yapmış en renkli valilerden biridir. Sosyal ve siyasal yaşamı çalkantılar içinde geçmiştir. Devletin en üst kademesinde görev yaptığı gibi cezaevinde de yaşamış ve kefalet ile cezaevinden çıkmıştır.
O dönemde, Osmanlı topraklarının büyük bölümünü dolaşma olanağı bulmuş, Avrupa’da (Paris, Londra, Cenevre) uzun süre yaşamıştır. d
Hem Batı’yı hem de Doğu’yu görüp yaşama olanağı bulan Ziya Paşa, birikim ve gözlemlerini eserlerine yansıtmıştır.
Ziya Paşa siyaset fırtınası etkisinde son olarak Adana’da hem vezir hem de vali olarak görev yapmıştır. Adana’da bir çok yeniliğe imza atmıştır. Satırbaşı ile hizmetleri şöyle özetlenebilir;
Okul sayısını arttırmıştır. Bir nevi okuma yazma seferberliği uygulamış ve herkesin okur yazar olmasına çalışmıştır.
Fransızca öğreniminin yaygınlaştırdı.
İlk kez İstanbul’dan Adana’ya tiyatroyu getirtmiştir. (Değerli okurlar, 1960’lı yıllarda ailecek haftada bir kez tiyatroya, bir kez de sinemaya giderdik. Üstelik, Akkapı Mahallesi’nden Obalar Caddesi veya Sular’a kadar yaya gelip yaya giderek.) Fransızca’dan çevrilen eserler sahneye kondu. Valiliği döneminde memurların tityatroya gitmesini zorunlu kıldı.
Düşüncelerinden dolayı cezaevine atılmış olan düşünce suçluları için af çıkarttı.
Tarihi Taş Köprü ve Misis Köprülerini aslına uygun olarak onarttı.
Yağmur duasına çıkanları eleştirerek, ek su kanalları ile tarlaların sulanmasını sağladı.
1880 yılının 17 Mayıs’ında Vefat Eden ve Adana’ya gömülen Şair ve Vali Ziya Paşa’yı saygıyla anıyorum.
Toprağı bol mekanı cennet olsun…

Bugün günlük hayatımızda kullandığımız bir çok deyimin babası Ziya Paşa1dır. “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir…” deyimi Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar girmiş bir deyimdir.
Neredeyse atasözü olarak algılanan o beyitlerden bir demet sunmak istiyorum. .
*
YILDIZI ARARKEN KUYUYA DÜŞME
Sadrazam Ali Paşayı hicvettiği Zafernâme isimli mesnevisi de o dönemde meşhur bir eserdi. Terkib-i Bentte beceriksiz devlet adamlarını, âlimleri eleştiren harika beyitler vardır.
“Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim / Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde”
(Birçok acemi müneccim gökte yıldız ararken gaflete dalarak yollarındaki kuyuyu görmezler.) Takdir edersiniz ki Ziya Paşa bu beyitte astronomi ile uğraşan bilim adamlarını eleştirmiyor. Şairin asıl anlatmak istediği, bazı insanların kendilerinden beklenen işlerle uğraşmayıp gerçekleşmesi imkânsız ham hayallerin peşinde koşmaları ve gülünç duruma düşerek başlarına kötü işler açmalarıdır.
Şimdi sıra, dillere pelesenk olmuş sözlerden dediğim bir beyte geldi:
“Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”
(Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.) Ne kadar doğru bir fikir değil mi? Güzel fikirler güzel biçimlerle ifade edilmelidir. İşte örneği… Ziya Paşa lâfla peynir gemisi yürütenleri, iş değil lâf üretenleri, boş teneke gibi çok ötenleri eleştirmeye devam ediyor:
“Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât / Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde”
(Onlar ki dünyaya lâf ile nizam verirler. Onların evlerine gidip bakın, hânelerinde bin türlü ihmal ve düzensizlik görürsünüz.) Bu beyitte çizilen insan tiplerinin ne kadar çok olduğunu hepimiz biliyoruz. Lâfa gelince mangalda kül komayan,mahalle muhtarından Cumhurbaşkanına kadar herkesi eleştiren nice insan vardır ki çoluk çocuğuna söz geçiremez, evinde bir huzur ve düzen sağlayamaz.
Ziya Paşa karamsar bir kişiliğe sahiptir fakat vatanına sadıktır ve inançlı bir insandır. Beşinci bendi yine atasözlerinden yararlanarak, özdeyiş hâline dönüştürdüğü güzel bir beyitle bitirir:
“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah / Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah”
(İnsan hayatta tiksinti verici hilelerle, kötülüklerle karşılaşsa bile Allah’a ve vatanına sadakatten vazgeçmemelidir, Allah doğruların yardımcısıdır. Yine aynı şiirin 8. bendinde aynı fikirleri şu beyitle dile getirir:
“Allah’a tevekkül edenin yaveri Haktır / Nâşad gönül bir gün olur şâd olacaktır.”
(Allah’a inanıp kaderine sabırla razı olanların yardımcısı Allah’tır, mutsuz gönüller bir gün elbet mutlu olacaktır.)
Ziya Paşanın, atasözleri gibi unutulmayan beyitlerinden biri de “Huyu yumuşak kişilerin gazabından Allah’a sığın; yumuşak huylu atın çiftesi çok serttir.” anlamına gelen aşağıdaki beytidir.
“Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından / Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.”
Devletin kendisine verdiği yetkileri kişisel çıkarları için kullanan yöneticiler vardır. Çıkarları için halka zulmeden, hatta devletin parçalanmasına ve çökmesine göz yuman insanlar her devirde az veya çok mevcut olmuştur. Devletini ve halkını soyan bu insanlar öyle güçlü ve nüfuzludur ki onları halkın çoğunluğu şerefli, vatansever zanneder. Fakat Viktor Hugo’nun Sefiller romanında anlattığı, bir parça ekmek çalan kişi zindanlarda sürünür, kürek mahkûmu olur. Ziya Paşa her devirde, her toplumda görülen bu acı sosyal gerçeği çerçevelenip duvara asılması gereken bir beyitle ifade etmiş:
“Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz / Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.”
(Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır.)
Ziya Paşa uyanıp da günümüze dönse “Hiçbir şey değişmemiş; boşuna yazmışım.” diye hayıflanmaz mı? Milletimiz asalete, soya önem verir. İnsanları dış görünüşüyle değil karakteriyle değerlendirmeye çalışır. Soysuzları, sonradan görmeleri, dönekleri sevmez. Biçim yönünden başka milletleri taklit edenler, dış görünüşleriyle başkalarını etkilemeye çalışanlar edebiyatımızda sürekli eleştirilmiş ve onlarla alay edilmiştir. Çünkü herkes bilir ki kılık kıyafetle bilgin, komutan, bey, hanımefendi olunamaz. Asalet insanın içindedir. Bir atasözümüzün dediği gibi insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.
Ziya Paşa halkımızın bu konulardaki düşüncelerini özlü ve özgün bir ifadeyle şöyle anlatmış: “Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma / Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir”
(Kötü asıllı -soysuz¬- birine üniforma soyluluk mu verir; eşeğe altın işlemeli semer vursan yine eşektir. )
Terkib-i Bend’in 10. bendi sosyal içerikli beyitlerden oluşmaktadır. Bu bentlerde konu Batı taklitçiliği, milliyete sırt dönmek, kendi vatanını ve milletini küçük görüp yabancılara şikâyet etmek, hainleri ve hırsızları korumak gibi günümüzde de görülen sorunlardır. Ziya Paşa bazı ters uygulama ve anlayışların yeni çıktığını söylemektedir. Fakat bu olumsuzluklar günümüzde de devam etmektedir. Eski, kemikleşmiş, adeta kangren olmuş sorunlardır bunlar ve derhal neşterle kesilip atılmalıdır. Bu bendin ilk beyti şudur:
“İkbâl için ahbabı siayet yeni çıktı / Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı”
(Yüksek mevkilere erişebilmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı; önceden bilmezdik, bu türden hüner ve beceri yeni çıktı.)
İş ve memuriyet hayatı olan herkes Ziya Paşanın ne kadar haklı olduğunu çok iyi bilir. Özellikle yükselme hırsıyla yanıp tutuşan bazı insanlar çok çalışıp yeteneklerini göstermek yerine koltuğuna göz diktiği amirlerini, çalışma arkadaşlarını kötülemeye çalışır. Daha sonra koltuk kapma uğruna yağcılık, yardakçılık, kayırma, karalama, itham ve ihanet başlar. “Sadıkları tahkir ile red kaide oldu 7 Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi / Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
Milliyeti nisyan ederek her işimizde / Efkâr-ı Frenge tebaiyyet yeni çıktı”
(Allah’a ve vatanına sadık olanları aşağılamak ve onları reddetmek kural hâline geldi, hırsızlara ikramda bulunmak ve yardım etmek yeni çıktı.)
(Gerçi eskiden de doğruyu söyleyenlerden nefret edilirdi ama hainlere saygı göstermek, onları koruyup kollamak, onların emirlerine uymak yeni çıktı.)
(Yaptığımız her işte millî birlik ve şahsiyeti unutarak Avrupalıların fikirlerine uymak yeni çıktı.)
Ziya Paşa nur içinde yatsın. Keşke günümüzde de Ziya Paşalar olsaydı. Olsaydı da çarpıklıkları, kokuşmuşlukları böyle güzel şiirlerle haykırsaydı…
Kaynak: http://www.edebiyatfatihi.net/2013/06/ziya-pasa-edebi-kisiligieserlerivecizel.html

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












